Cinsel Fonksiyon Bozuklukları
Eylül 29, 2014
Vulva
Eylül 29, 2014
Myomlar
myom
Myom rahimin iyi huylu urlarına verilen genel addır.

Tıbbi literatürde”fibroid, uterin fibroid, leiomyoma, myoma uteri”gibi de adlandırılırlar. Yapısal olarak düz kas ve bağ dokusu içeren iyi huylu (kanser olmayan) kitlelerdir. Rahim içinde, dışında, duvarında veya tamamen rahimden bağımsız olarak serbest durumda karın içinde de bulunabilmektedir.

Bazı durumlarda ise rahim içinden köken alan saplı myom vajina içine kadar uzanabilir; bu myoma da “vajene doğmuş myom” adı verilmektedir.

Büyüklükleri toplu iğne başından karpuz büyüklüğüne kadar değişkenlik gösterir. Myoma uteri, kadın pelvisinde en sık görülen tümördür.

Myomların iyi yanı hemen her zaman iyi huylu olması ve kansere dönme olasılığının ihmal edilebilecek kadar düşük olmasıdır. Hastaların %75’i kendisinde myom olduğundan dahi habersizdir. Neredeyse her 4 kadından birinde ortaya çıkmaktadır.Tek bir olabileceği gibi çok sayıda da olabilmektedir.
Miyomlar sıklıkla 30-40 yaşlar arasında ortaya çıkar ve hormon tedavisi almayanlarda menopoz sonrası küçülürler. Ergenlik öncesi görülmesi ise son derece nadirdir.Birinci derece yakınlarında myom olan kişilerde myom görülme sıklığı daha fazladır.

En sık görülen pelvik kitle olmasına rağmen neden ve nasıl ortaya çıktığı tam olarak bilinmemektedir. Bazı kadınlarda hiç görülmez iken bazı kadınlarda sürekli yeni myomların çıkma nedeni de belirsizdir.Östrojen etkisi ile geliştiğine inanılmaktadır. Ancak myom gelişiminde büyük olasılıkla östrojen tek sorumlu değildir.

Bazı yazarlar, östrojen düzeylerinin çok yükseldiği gebelik esnasında bu kitlelerin büyümesini bu hormona değil, gebelikteki rahme giden kan akımının büyük oranda artması sonucuna bağlanmaktadırlar.

Gebelik sırasında rahmin büyümesi ile myomlar da genellikle büyürler. Myomların bu büyümelerinde myom dokusunda meydana gelen ödem, kanlanma artışı ve myomun dejenere olarak içine kanaması da etkilidir.

Myomlu gebelerde hamilelik sırasında şiddetli kasık ağrıları oluşabilir. Bu durumda cerrahi tedavi genellikle düşünülmez;çünkü gebede myomun alınması ameliyatı aşırı kanamaya yol açabilir.

Myomu olan hamilelerin pek çoğunda hamilelik süresince hiç bir problem çıkmayacağıgibi bazı durumlarda düşük veya erken doğum ya da rahim içindeki bebeğin kaybı durumu ortaya çıkabilmektedir.

Myomu olan kadınlarda obstetrik bir engel yoksa normal doğum tercih edilebileceği gibi rahim kanalını kapatan büyük myomlu gebelerde sezeryan operasyonu da yapılabilir. Sezeryen ameliyatı sırasında myomların alınması ise kanama riskinden dolayı pek tercih edilmemektedir.

Daha önce myomu alınmış olan gebelerde ise doğum sancıları sırasında rahmin yırtılma tehlikesine karşın sezeryen ameliyatlı ile doğum yeğlenmektedir.

Başka bir nedenle karın boşluğunun açıldığı ameliyatlar sırasında da kolaylıkla fark edilebilirler.

Son 40 yıldır yaygın şekilde kullanılan ultrasonografi myomlardaki en önemli tanı aracıdır. Yumurtalıklara yakın bulunan myomlar yumurtalık tümörleri ile karıştırılabilir.

Myomların ayırıcı tanısında normal gebelik, yumurtalık bölgesinde kitle, adenomyozis, uterusa ait şekil bozuklukları, komşu organ tümörleri ve vajinal kanamaya yol açan diğer durumlar göz önünde tutulmalıdır.

Myomların çoğu belirti vermez,en sık görülen belirti ise aşırı ve anormal vajinal kanamalar, ağrı ve karın şişliğidir. Yaklaşık %30 oranında adet kanamaları normalden fazla olur.Bu fazla kanamalar bir süre sonra kansızlığa yani “anemi”ye neden olur.

Bazı myom türleri ise kanama fazlalığı ile birlikte ara kanamalara da yol açabilir. Miyomlu hastaları doktora gitmeye mecbur eden en önemli bulgu bu kanama bozukluklarıdır.

Myom ile birlikte kanamalar o kadar fazla olabilir ki kişi neredeyse saatte bir ped değiştirmek zorunda kalabilir. Bu tür kanamalar yaşayan bir kadın normal günlük aktivitelerinde bulunmak istemeyebilir, işe gitmekten kaçınabilir ve sosyal korkular gelişebilir. Yani myom kadının sosyal hayatını da etkileyebilen bir hastalıktır

İleri derecede büyümüş bir myom etrafındaki dokulara ve sinirlere baskı yaparak da ağrıya yol açabilir. Burada daha çok bel ağrısı tarzında yakınmalar görülür.

Dejenere olan ya da etrafında dönerek kanlanması bozulan myom ani ve bıçak saplanır tarzda ağrıya yol açar.

Myom büyüdükçe diğer organları iter ve bu da her türlü rahatsızlığa neden olabilir.

Mesaneye bası yaparsa sık idrara çıkma, barsağın son kısmına bası yaparsa kabızlığa yol açabilir.

Nadiren çok fazla büyüyen myom idrar yollarında tıkanma ve idrar yapmada güçlük problemi yaratabilir. Yine barsaklardaki basıya bağlı olarak gaz problemi görülebilir.

Myomlar kadının gebe kalmasını ya da gebe kaldıktan sonra rahmin gebeliği taşımasını zorlaştırabilirler. Tüpleri iterek spermin ve yumurtanın geçişini güçleştirebilir ya da endometrium düzenini bozarak döllenmiş yumurtanın rahme yerleşmesini engelleyebilir.

Myom büyümeye devam ettikçe üzerindeki endometrium tabakası gerilir ve kanlanması bozulur. Bu durumda hamilelikte yeterli derecede kanlanması mümkün olmaz ve düşükle sonuçlanabilir.

Myom ile hamileliğin bir arada bulunduğu durumlarda bir diğer sorun da myom nedeni ile doğum esnasında rahmin yeteri kadar kasılamamasıdır. Bebek doğum kanalına uygun şekilde giremez ve bu tür hastalarda büyük olasılıkla sezaryen gerekir. Doğum kanalını tıkayan myom varlığında ise sezaryen tek doğum şeklidir.

Doğumdan sonra ise rahim kasılmalarının etkisiz olması nedeni ile fazla miktarda kanama görülebilir.

Özellikle 4-5 cm’den büyük myomlu hastalarda uygulanacak kısırlık veya tüp bebek tedavilerinden önce myomun çıkarılması operasyonları gebelik şansını arttırmaktadır.

Myomun sapı etrafında dönmesi ve sapının sıkışarak kanlanmasının bozulmasına”myom tosiyonu (dönme)” adı verilir. acil ve çok sancılı bir durum ortaya çıkar. acil ameliyat gerektiren bir durumdur.

Kanserleşme olasılığı yüzde yarım dolaylarındadır.

Dejenere olmaları veya içine kalsiyum birikimi olması myomlarda görülebilen değişikliklerdir. Menopozdan sonra myomlar küçülürler.
Myomların karıştırılabileceği durumlar şunlardır:
Normal rahim içi gebelikler, komşu organ tümörleri, yumurtalık kist ve tümörleri, dış gebelik, rahimin doğuştan anormallikleri, pelvik böbrek vs gibi.

Cerrahi tedavinin yeri önemlidir. Yalnızca myomun çıkarılması veya rahimin de myomla birlikte alınması sıklıkla kullanılan yöntemlerdir.

Jinekolojik muayenelerde 12. gebelik haftasından büyük myomlarda, ilaç tedavisine rağmen aşırı kanamaları olan anemik (kansız) hastalarda, Büyüklüğünden dolayı kronik kasık ağrıları ve şişkinlik gibi durumlar yaşayan hastalarda, Rutin ultrason izlemlerinde kısa zamanda hızlı bir büyüme gösteren myomlarda(kanser riskinden dolayı)
Mesane, üreter (idrar kanalı) veya barsağa basıya bağlı ortaya çıkan problemlerde, Kısırlık veya tüp bebek tedavileri görmeyi düşünen, ancak0.5 cm’den büyük submüköz veya 5 cm’den büyük intramural myomu olanlarda, Daha önceden myomu olup başka sebeple açıklanamayan düşük, erken doğum, suyun erken gelmesi, bebeğin rahim içi ölmesi gibi olumsuz durumları yaşayanlarda, Başka bir rahim, endometrium veya yumurtalıkproblemi nedeni ile ameliyatı düşünülen hastalarda, Vajina içine kadar uzanan myomlarda vajene doğmuş myomlarda, dejenerasyon sonucu bulantı, kusma, şiddetli ağrı gibi durumların ortaya çıkması hallerinde ve Menopoz sonrası büyüyen myomlardacerrahi (ameliyat) gereksinimi vardır.

Myom tedavisinde diğer tedavi yaklaşımları arasında myom çekirdeklerini çıkarmadan, laser ile yakmak, sıvı nitrojen ile dondurmak, hormon baskılayıcı ilaç kullanarak küçülmelerini sağlamak sayılabilir. Bu baskılayıcı ilaçlar kadında suni menopoz yaratarak myomları küçültmeyi amaçlamaktadır.

Deneysel tedavi yöntemlerinden birisi de laparoskopi eşliğinde myom çekirdeğine elektrik akımı vererek “myolizis” yapmaktır. Bu tür tedavi yaklaşımları kısa süreli rahatlamalar getirebilir ama özellikle hormon tedavisi sonrasında, tedavi esnasında küçülen myomlar ilaç kesildikten sonra hızla büyüyebilir ve hatta eski durumundan daha büyük hale gelebilir.

Son olarak da rahimin atardamarlarının bağlanması ve MR kontrolu altında Ultrasonografik myom küçültülmesi sayılabilir.